9 Eylül 2014 Salı

Genetiği Değiştirilmiş Hukuk

Bu sabah Hürriyet yazarı Ayşe Arman, çArşı taraftar grubunun gezi sonrası başlayan cadı avının yeni hedefi olmasından dolayı duydugu rahatsızlığı ve haklı isyanını resmi Instagram hesabından dile getirmiş:
Yarın sabahın Hürriyet yazısının bir parçası olduğunu tahmin ettiğimiz bu tiradı, daha kendi gazetesinde basılmadan bu blogda işleyerek acar muhabirlikte kendi rekorumuzu kırıyoruz. İşte o OLAY YAZI !!!11!
''Benden olmayan ölsün!'' diyen bir hukuk olur mu? Herkesin hukukuna saygı duyacağınızı söylediğiniz o balkon konuşmalarına ne oldu? İsyan ediyoruz...GDO'suyla oynanmış bir hukuk bu!!!
Ayşe Arman yazıyı ''Genetiği Değiştirilmiş Organizmasıyla oynanmış bir hukuk bu!!!'' diyerek bitiriyor. Kuzu Dolly'siyle oynanmış bir hukuk bu. Leptinsiz faresiyle oynanmış bir hukuk bu. Genetiği değiştirilmiş şeker kamışıyla oynanmış bir hukuk bu....Olmuyor. 
Doğrusu, ''genetiğiyle oynanmış bir hukuk bu'', veya ''genetiği değiştirilmiş bir organizma bu hukuk!!!'' olmalı.

Öte yandan, yapılmak istenen analojinin de bilimsel olarak doğru olmadığının altını çizmek gerekli.
Canlıların genomu, binlerce yıl değişmeden duran stabil bir bütünlük değildir, genetik içerik doğal süreçlerle sürekli değişim geçirir. Dahası, hem klasik hem modern tarım tarihinde GDO teknolojisinden önce de tarım ürünlerinin genetik kompozisyonuyla oynanmıştır.

1920lerden günümüze, yaklaşık 3000 tarım ürünü, mutajenik metodlarla sofralarımıza gelir. Mutajenik ürünlerde, bitkiler radyasyon ve benzeri tekniklerle mutasyona uğratılır, ortaya çıkan çeşitlilikte insanların göz/damak zevkine veya üretim etkinliğinin artmasına göre yeni ürünler seçilir.

Binlerce yıllık tarım tarihinde insanlar hibritleme tekniği ile tarım ürünlerini birbiriyle çiftleştirerek, doğal formların genetik kompozisyonunu kendi zevki doğrultusunda değiştirir. Doğada ortaya çıkan ilk kabak, büyük ihtimalle hiç de yemek isteyeceğiniz bir ürün değildir. Kısacası tarım ürünlerine yapılan keyfi genetik değişiklik kavramı, hayatımıza genetiği değiştirilmiş organizmalarla (GDO) gelen bir yenilik değildir, GDO daha ziyade yeni bir teknolojidir.

Sadece tarım ürünlerinde değil bütün canlılar aleminde genetik içerik nesiller boyu çoğunlukla sabit kalan veya organizmal alemin sıkı sıkıya kanunlarına uyduğu çiğnenemez bir anayasa olmadığı için, bu analojinin mevcut durum ve hukuk sistemine uygulanmasını bilimsel açıdan yanlış bulduk. Merak edenler Magna Carta'yı genetik kodla yazıp bir canlının genomuna yapıştırabilirler. Sadece bir jenerasyonda sayısız mutasyon, yani genom değişikliği tespit edebilirsiniz.

Not: Yazıyı yayınladıktan kısa bir süre sonra, @cagriyalgin'ın uyarısıyla bu GDO analojisi çılgınlığının çok daha vahim boyutlarda olduğunu farkettik:
Cemil Çiçek'in çığlıklarını duyun! Genetiği Değiştirilmiş Organizması bozuk bir demokrasiyle Türkiye yoluna nasıl devam eder??!! Gerçekten de çok zor.

Son olarak, @esintu 'nun gönderdiği Mart 2014 haberine bakalım. Eski adalet bakanı Sadullah Ergin, şuur ötesinden dahil olduğu tape krizinde, tapelerin genetiği değiştirilmiş organizmalı olduğunu iddia etmiş. Dağılabiliriz.


5 yorum:

  1. Aslında böyle haberleri çok da ciddiye almamak gerek her ne kadar saçma da olsa.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şöyle demişsiniz:

      "Öte yandan, yapılmak istenen analojinin de bilimsel olarak doğru olmadığının altını çizmek gerekli.
      Canlıların genomu, binlerce yıl değişmeden duran stabil bir bütünlük değildir, genetik içerik doğal süreçlerle sürekli değişim geçirir."
      "Binlerce yıllık tarım tarihinde insanlar hibritleme tekniği ile tarım ürünlerini birbiriyle çiftleştirerek, doğal formların genetik kompozisyonunu kendi zevki doğrultusunda değiştirir."

      Zaten Arman'ın (ve diğerlerinin) kastettiği de doğal yollarla ya da hibritleşme vb ile olan değişiklikler değil ki. Tam da adını vererek, yeni teknolojilerle gerçekleştirilen değişiklikleri kastetmişler. GDO'ların yapısal olarak sorunlu, ya da sağlık, ekoloji vb. açısından problemler doğuracak organizmalar olabileceğini düşünen insanların yaptığı tutarlı bir analoji sözkonusu. "Bilimsel olarak doğru değil" demek pek doğru değil. "DNA'daki her türlü değişiklik sorun doğurur" gibi bir ima ya da varsayım olsaydı dediklerinde, başka. Ama yok.

      Sil
    2. Yazıda belirttiğim gibi son 100 yıldır da birçok bitki mutajenik tekniklerle, örneğin radyasyon basmak veya EMS kullanmak gibi doğallıkla çok da alakası olmayan şekilde genomik değişikliğe uğruyor, bunları da afiyetle yiyoruz. Teknik olarak bunların da çok doğal olduğunu söyleyemeyiz, fakat doğallık çizgisini nereye çizdiğinize göre değişir. GDO, kısaca genetiği değiştirilmiş organizma demek. Bunu mutajenik tekniklerle de yapabilirsiniz, yeni teknolojiyle de yapabilirsiniz. Dolayısıyla insanların GDO'lu derken tam olarak neden bahsettiklerini bilmediklerini, GDO nedir nasıl yapılır dediğimizde cevap vermeyeceklerini, fakat yine de ısrarla birçok farklı durum için bu terimi ortaya attıklarını düşünüyorum. Genetikçi olmasam benim de umrumda olmayabilir, genetikçi olduğum için kulağımı tırmalıyor.

      Sil
  2. GDO nedir nasıl yapılır deyince ayrıntılı cevap veremeyecek olmaları ne kastettiklerini anlamamızı engellemiyor bence. Belli ki modern genetik mühendisliği yöntemleriyle yapılan değişiklikleri kastediyorlar, 100 yıldır kullanılan yöntemleri, ya da yazıda bahsettiğiniz hibritlemeyi vb. değil. Onlara karşı olmayıp modern genetik mühendisliğiyle geliştirilen yöntemlere karşı olmak gibi bir pozisyon da mümkündür. Tartışılır elbet, ama mümkündür; saçmadır diye kestirip atılamaz. O pozisyonda olan birinin böyle bir analoji kullanmasında da bir bilim dışılık olmadığını düşünüyorum hala.

    YanıtlayınSil