1 Ekim 2012 Pazartesi

Çünkü balda amino asit vardır!



Bugünkü konuğumuz olan Hürriyet haberi, bal ve faydaları konusunda halkımızı bilinçlendiriyor. Türkiye’nin, arıcılıkta Çin ve Amerika ile beraber dünyada ilk 3’te olduğunu göz önünde bulundurursak, bal konusundaki uzman görüşün Romanya’dan seçilmesi şüphe uyandırıcı. Romanya Arıcılık Enstitüsü direktörü Cristina Mataescu, bize şöyle diyor:

“Balı sıcak tüketmek sakıncalı. Balı sıcak tükettiğiniz zaman vücuda stres yüklemiş oluyorsunuz. Çünkü balda aminoasit vardır” 

Balda az miktarda amino asit olduğu doğrudur, Mataescu’nun uzman görüşünü yalanlayamayız. Fakat amino asit barındıran diğer yiyecekleri sıralayalım: her tür et, her tür bitki, yumurta, süt, fındık fıstık, meyve...Kısacası yediğimiz diğer bütün canlılar ve birçok hayvan ürünü, canlıların yapı taşı protein olduğu için, protein monomeri olan amino asitleri barındırır. Bu durumda ısıtılmış amino asitlerin vücuda ne gibi bir stres yüklediği belli değildir. Haberin ilerleyen kısımları, balın uykusuzluğa iyi gelmesinden ve bal masajının binbir derde deva olmasından bahsediyor:

''Hatta bir bardak su içerisinde bal eritilip, üzerine limon koyup içilebilirse o zaman rahatlatıcı bir etkiye sahip oluyor. Bal tüketimi, uykusuzluğa karşı da iyi geliyor. […]Özellikle balla yapılan bir masaj var. Vücuttaki toksinlerin atılması bakımından çok önemli. Toksinlerin vücuttan atılması, stresin azalmasını sağlıyor.''

Kimyasal olarak, balda uyku etkisi yapacak sedatif bir maddenin bulunduğunu söyleyemeyiz. Fakat fruktoz ve glukoz halinde yüzde 70 şeker içeriği olan bir yiyeceğin uyku öncesi insülin salgısını coşturduğunu, sonra da kan şekerindeki ani düşüşün bir yorgunluk yaratacağını tahmin edebiliriz. Uyku öncesi kan şekerinizde rollercoaster etkisi yaratarak uykuya dalmak isterseniz size çılgın rüyalar dileriz.

Baldaki su oranı çok az olduğu için mikrop barındırmaz, içindeki bakterilerin ozmotik basınç ile ölümüne sebep olur. Glukoz, su ve oksijenin reaksyona girmesi sonucu oluşan hidrojen peroksit de, bala ayrıca hafif bir antiseptik özellik kazandırır. Ormandaysanız, derin olmayan bir kesiğiniz varsa ve yanınızda teramycin yerine bir kavanoz bal bulunduruyorsanız, kesiğe gönül rahatlığıyla bal sürebilirsiniz. Fakat modern dünyada, keratin kaplı ve balı emmeyecek olan cildinize, bir şekilde iyi geleceğini düşünerek bal masajı yapmanız epey pahalı ve anlamsız kaçacağı gibi, sizi süt banyosu yapan Bülent Ersoy klibine yönlendirmemize sebep olacaktır. Süt banyosu ve bal masajınızdan sonra deliksiz bir uyku çekmeniz de kaçınılmazdır. Sefanız olsun.

5 yorum:

  1. öncelikle bu işlevsel ve eğlenceli blogunuz için tebrikler. okudukça keyfim artıyor.
    bu postun ana konusunun dışında ufak bir karışıklığa müdahale etmek isterim. yemek sonrası gelen uyku bir veya birden fazla etkenin katkıda bulunduğu bir durum olsa da, insülin düzeyleri ile ilgili bulgular, artış sonrası meydana gelen süreçte kan şekerinin ani düşüşünün değil, triptofanın beyne geçişinin artışı ve bunun da serotonin-melatonine dönüşen yolaklar üzerinden uykululuk hali oluşturmasının rol oynadığını gösteriyor (1,2).

    1- Afaghi A, et al. High-glycemic-index carbohydrate meals shorten sleep onset. Am J Clin Nutr 2007;85(2):426-30. http://ajcn.nutrition.org/content/85/2/426.full

    2- Wurtman RJ, et al. Effects of normal meals rich in carbohydrates or proteins on plasma tryptophan and tyrosine ratios. Am J Clin Nutr 2003;77(1):128-32.
    http://ajcn.nutrition.org/content/77/1/128.abstract

    YanıtlayınSil
  2. Teşekkür ederim! Haklısınız, triptofanın plazmadaki seviyesi (daha doğrusu diğer amino asitlere oranı) seratonin-melatonin mekanizmasıyla 'uyku' halini tetikleyebiliyor. Sanırım ağır ziyafetlerden sonra çöken uyku bundan kaynaklı . Bu arada, Amerika'da hindili şükran yemeklerinden sonra bastıran uyku, halk arasında hindideki yüksek oranda triptofana bağlansa da, aslında o öğünde vücuda giren proteinin miktarıyla pek alakalı olduğunu söyleyemeyiz bu mekanizmanın.

    Sanırım 3-4 kaşık bal, bütün bir öğün olmadığı için, bu 'ziyafet etkisi'nden ziyade, kandaki glükoz seviyesinde yarattığı ani yükselme ve ardından gelen düşme ile yorgunluk hissi yaratıyor olması, bana yazıyı yazarken daha olası geldi (yani belirttiğim gibi, uykudan ziyade, fatig). Ama doğru, yüksek glisemik index'i olan herhangi bir şeyin tüketimi, tam öğün veya değil, bahsettiğiniz uyku etkisini yaratabilir. Doğru söze ne hacet.

    YanıtlayınSil
  3. birkaç ay kadar önce karbonhidrattan zengin öğün tüketmenin postprandiyal uykuya daha fazla neden olduğuna ilişkin -öyle yönlendirildiğimden- makale tararken başabaş karşılaştırma yapılmış bir iki çalışma bulmuştum, çıkarımları şuydu: yağdan zengin ve karbonhidrattan zengin öğünler uykululuk hali yaratma açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir, öğün bileşimi çeşitliliğinin uyku üzerinde farklı etkileri yoktur.

    bu da sanırım uyku hali yaratan diğer etkenlerin (parasempatik aktivitenin hakim konuma geçmesi, insüline bağlı hipokalemi -ki wikipediada bunun uykudan fazla yorgunluğu açıklayan mekanizma olduğu belirtiliyor-, vs.) de bu bahsettiğimiz sürece en az triptofan kadar katkı yaptığını gösteriyor.

    YanıtlayınSil
  4. Merhaba,
    Bloğunuzu yeni keşfettim, okurken ya da izlerken anlamadığımız ya da yanlış anladığımız bir çok bilgiyi anlaşılır kılmışsınız, büyük keyifle okudum. Aynı zamanda bilim eğlenceli de olabiliyormuş :)
    Ben de bir yazımda -bilimsel olmasa da- ballı sıcak sütün uyku için faydalı olduğuna değinmiştim:)
    Sevgiler.
    Deniz yıldız

    YanıtlayınSil