24 Haziran 2015 Çarşamba

Yeni Akit'i Bitiren Fosil :(

Yeni Akit gazetesi, 25 Haziran 2015 tarihli haberinde evrimi bitiren fosilin bulunduğunu muştuluyor:
Fosilin evrim'i bitirdiği (herhalde evrim teorisini çürüttüğü demek isteniyor) manşetlerden verilmiş. Haberin geri kalanını inceleyelim:
''Kanada'nın Kuzey Kutbu'ndaki Ellesmere Adası'nda bulunan 375 milyon yıllık balık fosili, Kanada Tabiat Müzesi'nde sergilenmeye başlandı.''
Bahsedilen fosil, Tiktaalik roseae. 375 milyon yıllık olduğu, Kanada'nın Ellesmere adasında, Devonian dönem kaya tabakalarında bulunduğu doğru. Fakat yeni bulunmadı, fosil bulunduktan sonra ilk makale bundan 10 sene önce basılmıştı. Devam edelim:
''Dünyanın geçmişine ışık tutan milyonlarca fosil arasında önemli yeri olduğu belirtilen balık fosilinde, hiçbir değişiklik gözlemlenmedi.''
Taşlaşmış fosilde nasıl bir değişiklik gözlemlenmesi gerekiyordu?
''375 milyon yıldır hiç değişmeden günümüze kadar gelen fosil, canlıların birbirinden evrimleşerek türediğini iddia eden Evrim teorisine bir darbe daha indirdi.'' 
Tekrar soruyoruz, 375 milyon yıldır bir kayanın içinde yekpare bekleyen fosilde, nasıl bir değişim ve evrimleşme bekleniyordu?

                                            Resim: Tiktaalik roseae 

Haberi okuyunca üzüldük. Yeni Akit hiç girmemesi gereken bir topa girmiş. Evrim teorisi toprak altındaki fosillerin değişim geçirdiğini iddia etmez, bu olayın da bu kadar yanlış anlaşıldığına da çok sık rastlamayız. 
Evrim teorisi, canlıların nesilden nesile mutasyonlarla değişerek çeşitlendiğini, böylece bulundukları yaşam alanlarına adapte olduklarını savunur, canlıların çeşitliliğini ve çevreye uyum başarılarını bu şekilde açıklar. Bu değişimin izlerini, farkli dönemlere ait fosillerde gözlemlenen şekilsel değişikliklerde de bulabiliriz. Tek bir fosilin toprak altında şekilsel değişime uğradığı fantezisi, evrim teorisi külliyatında bir defa dahi zikredilmemiştir. 
Yeni Akit, sana bir  tavsiyem, yazık o, git gazetene sahip çık önce. İnşallah Allah seni, o geride bıraktığın fosille terbiye etmesin.
***
Bu noktadan sonra, Tiktaalik fosilini okumak isteyenler devam etsin.
Bilimsel teoriler, güçlü gözlemsel ve deneysel incelemelerle desteklenen, bilimsel düşüncenin doğa olaylarını açıklarken sunduğu en kuvvetli önermelerdir. Dolayısıyla evrim teorisi bir iddia değil, yüzlerce yıllık bilgi birikiminin toparlamasıdır. 
Evrim teorisinin dayandığı temeller, sadece fosil kayıtları ile değil, moleküler ve gelişimsel biyolojik bulgularla ve genetik dizilim incelemeleriyle desteklenir. Yine de, evrim-karşıtı birçok kanaat önderinin (genelde son 50 yıldır birbirlerinden kopya çektikleri için) ısrarla  'EVRİMDE ARA FORM FOSİLİ!!!' takıntısında saplandığını görürüz. Evrimsel süreçte her canlının birbirinin ara formu olduğunu belirtelim, daha sonra Tiktaalik'in aslında neden harika bir ara form rolü üstlenebileceğini açıklayalım.

Tiktaalik Devonian dönemde, yani bundan 300-400 milyon yıl önce yaşamış olduğu düşünülen bir balık türünün fosili. Devonian dönemde dünyada ne var ne yok? Balık çeşitliliğinde bir patlama var. Bitkilerin ve böceklerin karaları istila etmesi var. Yapraklarını döken bitkiler var. Yapraklarını sığ sulara döken, bu sayede sığ suları besin bakımından çok zenginleştiren bitkiler var! Bir de rekabetin yoğun olduğu balıklar aleminde, besin bakımından zengin sığ suları mesken tutan Tiktaalik gibi hayvanlar var.

Tiktaalik, tarihsel çizelgede tetrapodların, yani dört ayaklı ve karada yaşayan hayvanların hemen öncesinde beliriyor. Tetrapodlar ile balıklar arasında, hayvanların form ve fonksiyon olarak ne tür değişimler yaşadığına güçlü bir ışık, adeta bir endüstriyel fener tutuyor. Kısmen suda yaşadığını gösteren solungaçları, fakat ara ara kafasını sudan dışarı çıkardığını gösteren bir boynu var! Tiktaalik, karadaki hayvanlar gibi bir boynu olan ilk balık fosili. Bunun dışında, vücudunu karada da desteklemesi gerektiğini gösteren, ve tetrapodlarınkileri andıran güçlü kaburgaları var. El kemikleri, kemiklerin şekli ve dizilimi bakımından bir balığın yüzgeçleri ile bir tetrapodun el kemikleri arasında, ve hatta bilek kemiklerinin dizilimine geçiş sağlamış olabilecek kemikler bile gözlemlenebiliyor.

Kısacası Tiktaalik, bir balık ile karada yaşayan bir tetrapod arasında, birçok form ve fonksiyondaki geçişi açıklayan, daha da önemlisi, balıkların karaya çıkmadan önce de bu adaptasyonları edinmiş olabileceğini gösteren, evrimsel biyolojinin mihenk taşı sayılabilecek bir fosil.
Yeni Akit'i kim işlettiyse, tebrik ediyoruz. Böylece bu fosile Bilim-Bilmiyim'de yer verebildik. Tiktaalik'i ve bulunuş öyküsünü dinlemek isterseniz, bizzat fosili keşfeden Neil Shubin'in kendisinden dinlediğimiz hikayesi ve daha birçok detayı şu cepyayınında bulabilirsiniz:

Resim: Yeni Akit sayesinde burada işlemekten gurur duyduğumuz kol fosil kayıtları. Panderichthys her hali ile mülayim bir balık yüzgecine sahipkenAcanthostega iğne oyası gibi işlenmiş tetrapod parmak kemikleri ile görenleri hayrete düşürüyor. Tiktaalik, balıklar ile tetrapodlar arasında parmak kemiklerinin uğradığı form değişikliğine güzel bir örnek.


Not: Haberi bulan Babür Erdem'e çok teşekkürler!








6 yorum:

  1. Elinize, dilinize, beyninize sağlık. Yapıştırmışsınız. :)

    YanıtlaSil
  2. Evrim vardır, gerçektir, bu güne kadar dayatılan akıldışı hurafelerden daha mantıklıdır. Bilgiye ulaşmanın yolu bu kadar kolay olduğu halde, bundan faydalanmamak bir tercihtir. Keşke bilim bu büyük topluluğun, bu denli körlüğünü, inatçılığını değiştirecek çözümler üretebilse. Bilgi var, gerçekler var, kanıt var, ama araştıran inceleyen kendini geliştirmek isteyen yok, bunu kırmanın bir yolu bulunmalı

    YanıtlaSil
  3. Değişiklik/farklılık ile değişim kelimelerini birbirine karıştırmıșsınız gibi görünüyor.

    Değişiklik, yani 'farklılık' demişler, 'değişim' dememişler. Sanıyorum ki, o balığın şimdiki balıklarla aynı olduğunu, 'türün' değişim geçirmediğini söylemişler.

    Ama kurdukları cümleler hatalı olduğu için sizin yorumladığınız gibi yorumlanmaya da müsait olmuş.

    YanıtlaSil
  4. Muhafazakar çevrelerin evrim teorisine bu kadar düşmanca tavır takınmalarını anlamak için, teoriyi Darwin'den bile fazla savunan çevrelerin tutumuna bakmak gerekir. Yani bu teori, bir dönem resmen dayatıldı. En nihayetinde bir teorinin zorbaca dayatılması bi kere "bilimsel" değil. Bilim dün iyotlu tuz yiyin diyordu guatr hastalarına sonra değiştirdi yemeyin dedi. Bilimin özelliğinin bu, yanlışlanabilir olması. Ama insanlara vahiy gibi dayatırsanız, hatta vahyi bile aşağılayarak dayatırsanız saçma sapan tepkiler alınması en doğal sonuç olur. Hele hele insanlığın ulaşabildiği en son bilgileri, sanki en doğrusu, en iyisi oymuş da diğerleri patatesmiş gibi değerlendirmekse tam bir bilim cehaleti. Bundan yüz sene sonra bugün doğru bildiğimiz teorilerin birçoğu efsane olacak belki de. Bir zamanın en ileri bilimsel bilgisi insanların kişisel özelliklerini ense kalınlığına göre belirlemekti mesela. Yüzyılın başında batıda tıp bilimi bademcik aldırmayı özendiriyordu. Zenginler sıraya giriyordu.
    Tabi Darwin dahil gerçek bilim adamlarının bu tür boş fantezilerle uğraşacak vakitleri yoktu ve de yok Allah'tan. Biz böyle kuru kuru karşı çıkarken veya aşağılayarak savunurken adamlar yer çekimi kanununu tartışıyorlar. Biz daha evrimi tartışamıyoruz. Sorular bile "evrime inanıyor musun" şeklinde. Din mi la bu inanayım? Allah'ım ya!

    YanıtlaSil
  5. Peki bu değişime uğradığını iddia ettiğiniz hayvaların aslında değişmeyip nesillerinin tükenmiş olması mümkün değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bu hayvanların nesilleri tükendi. Sorunuzu tam olarak anlayamadım.

      Sil