5 Ocak 2013 Cumartesi

Doğu illerinden bildiriyorum, tespitim var



Merhabalar! Ben Üstün, Prof. Dr. HüseyinÜstün. Kars'ta 8 aydır görev yapıyorum, Kafkas Üniversitesi Tıbbi Patoloji Anabilim dalı başkanıyım. Dile kolay 8 aylık görev sürem boyunca yemek borusu kanserine yakalanan hastalarla çok sık karşılaştım.
''....hastalığın temelinde genetik yaygınlığın (Bilmiyim'in notu: yaygınlık değil yatkınlık) olabileceğini tespit ettik ama hastalarla konuştuğumuzda halkın yöresel olarak alışkınlık gereği özellikle çok çay içtiğini, özellikle kış mevsiminin çok uzun sürmesi nedeniyle sıcak yemeklerin çok hızlı tüketildiğini fark ettik. Hızlı tüketilen yemekler ve çok sayıda tüketilen sıcak çayın yemek borusu ve ağız içi kanserine yol açtığını tespit ettik. Bunun yemek borusuna ve ağız içine kanser yapma yönünde etkilerini tespit ettik.''
Yaptığımız tespitlerden sizin de soluğunuz kesildi değil mi? Tekrar edeyim, hastalığın temelinde genetik bir yatkınlık olabileceğini düşündük, bu yüzden haberde de bahsettiğimiz pahalı makineleri kullandık, ve böyle bir yatkınlık tespit ettik (tespitimin sonuçlarını akademik bir makaleyle yayınlamamış olmam size başka şeyler düşündürmesin lütfen). Zaten yine de halka çay içiyor musunuz diye sorduk, yani genetik faktörleri bir kenara fırlatıp çevresel faktörleri sorgulamaya başladık. Eee havalar soğuk. Kış uzun. Çay içmeyip de ne yapacağız? Evde, kahvede, ofiste...Sıcak çorbalar, çaylar, sahlepler, gırla gidiyor. Instagramla fotoğrafını çekip eşle dostla paylaşıyoruz. Gırgır şamata anlayacağınız...
Sonra dedim ki, ben epidemioloji bilimine tarih boyunca yapılmış en büyük hakareti yapabilir miyim? Yaparım ulan. Şu araştırmayı yaparken, 8 aylık gözlemlerim bana yeter de artar. Gözlem yapacağım, X, Y'ye yol açar diye yazacağım. Deneyleri boşverin, para harcamaya gerek yok. Bu araştırmamı yaparken hiç umrumda olmayan faktörleri şöyle sıralayabilirim:
- 8 aydır buradayım, belki de büyük bir coğrafyadaki tek araştırma hastanesi olduğum için normalde gördüğümden daha fazla yemek borusu kanseri vakası görüyorumdur.
- Bölgede yaşayanların aile ağaçlarını, akrabalıklarını, dolayısıyla bu hastalığa genetik bir yatkınlık olup olmadığını hiç hesaba katmıyorum. Yani size demin de söyledim, aslında böyle bir yatkınlık tespit etmişim, ama tekrarlıyorum, artık umrumda bile değil.
- Acaba, yemek borusu kanserine yol açacak başka bir genetik veya çevresel rahatsızlık olabilir mi? Mesela mide asidinin yemek borusuna çıkıp kanser riskini artırdığı reflü vakaları gibi? Neyse ya, karıştırmayın şimdi onu.
- Yemek borusu kanseri vakalarının %90'ını oluşturan sigara/nargile ve alkol kullanımını, bölgedeki yaygınlıklarını sorgulamaya gerek bile duymayacağım.
- Hastalarım dışında, bölgede yaşayan ama sıcak çay/çorba içmeyen diğer insanları bu araştırmaya kattım mı? Bu araştırmayı dayandırdığım kontrol ve hasta gruplara normalizasyon yaptım mı? Hatırlamıyorum.
- Herşeyi tespit ettim ama, KORELASYON, yani iki şeyin aynı anda olması ile, NEDEN-SONUÇ yani bir şeyin diğerine yol açması arasındaki mantıksal ilişkiye girmek bile istemiyorum, o yüzden de TESPİT ETTİM ve KANITLADIM gibi ifadeler kullanacağım. Neyse, çok soğuk, camı kapatır mısın?

Az kalsın unutuyordum, deminden beri sıcak içecek-yemek borusu kanseri ilişkisini görev süremdeki araştırma ve gözlemlerimle ben tespit etmiş gibi davranıyorum ama, benden önce çok daha kapsamlı bir çalışma ile böyle bir epidemiolojik korelasyon kurulmuş ve 2009 yılında BMJ dergisinde yayınlanmış bile:
Islami et al. Tea drinking habits and oesophageal cancer in a high risk area in northern Iran: population based case-control study. BMJ 2009;338:b929
Büyütmeye gerek yok, çiçekleri eve gönderin. Ne demişler, aklın yolu birdir.

Not: Haberin çıktığı an günün ilk ışıklarında Bilmiyim'e ispitleyen Onur Yılmaz ve Eylül Harputlugil'e ayrı ayrı teşekkürler.



4 yorum:

  1. Araştırma yorum ve paylaşım için teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  2. Aslında 7 yıl önce Türkiye'den yayımlanmış kıtlamayla ilgili şöyle de bir yazı var:
    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?term=12239927

    YanıtlayınSil
  3. Ben tip fakultesindeyken, bundan 10-15 yıl önce bile yemek borusu kanseri için bize iki risk faktörü ogretilmisti: reflü ve sıcak içecekler. 15 yıl önce literature hatta mufredata giren bir şeyi yeni bulmuş gibi anlatmak da ayrı bir güzellik.

    YanıtlayınSil
  4. "...özellikle kış mevsiminin çok uzun sürmesi nedeniyle sıcak yemeklerin çok hızlı tüketildiğini farkettik."
    Bu cümleden anlaşıldığı gibi kışlar daha makul sürelerde bahara kavuşsa insanlar; "Havalar ısınmadan şu yemekleri yiyin! Daha sofrayı toplayıp bikinimi giyeceğim!" demek zorunda kalmayacaktır. Bundan olarak hökümetimizden Kars Kışlarının Rahabilitasyonu konusunda çılgın bir proje bekliyoruz.
    Ayrıca şunu da eklemek isterim ki BU ÜLKE DE GENETİK İNCELEME YAPAN CİHAZIN ADI YOK! Ne kadar başarılı olurdsan ol, ne kadar nadir bulunursan bulun hiçbir zaman hakkettiğin saygıyı göremezsin! Yazıklar olsun bize! Tabii "yazıkların" kanserojen etkisi yoksa...

    YanıtlayınSil