24 Aralık 2012 Pazartesi

Bilimde Nostalji Tramvayı

2012 yılının sonuna geldik. Radikal gazetesi bilim sayfasında gezinirken gözümüze çarpan başlık: Sigara DNA'ya Zarar Veriyor.




Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali İrfan Güzel, DNA'ya zarar veren kimyasalların başında sigarada bulunan ve sayıları binlerle ifade edilen çeşitli kanserojen maddelerin geldiğini söyledi
İster Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi olun, ister Nihat Doğan Rehabilitasyon Merkezi, kurumunuzu akademik olarak ileriye taşıyacak özellik isminiz değil yapılan bilimsel araştırmaların yeniliği ve kalitesidir.
Üniversitenizin ismi duyulsun, şanınız yürüsün diyerek hazırladığınız basın bülteni, 50 yıldır bilinen sigara-kanser ilişkisine dair yeni hiçbir şey söylemiyor. Bu alanda 1964 yılında yapılan çalışmalara şu rapordan ulaşabilirsiniz. Ayrıca sigarada haberde belirtildiği gibi binlerce değil, 30 civarı kanserojen madde var.
Doç. Dr. Ali İrfan Güzel, bütün canlıların hücre olarak tanımlanan mükemmel yapı taşlarıyla dizayn edildiğini ve gözle görülemeyecek kadar küçük olan fonksiyonel birimlerden oluştuğunu belirtti.
Bir tıp fakültesi öğretim üyesi, hayata, hayvanlar alemine, her bir moleküle, hücreye, hayranlıkla bakabilir, sanatçı bir ruhu varsa ilham da alabilir. Bilim ve hayranlık, billim ve temaşa durumu, birbirlerini tabii ki besleyebilir. Fakat bir hücrenin mükemmel olması tam olarak ne tür bir biyolojik sınıflandırmadır? Mükemmellik nasıl tanımlanır ve bu mükemmel hücreler neden farklı pH, farklı tuz oranı, farklı sıcaklık gibi çevresel koşullarda bütünlüğünü kaybedip ölür? Mükemmel tanımlanan bir hücre ve dokulara bir tıp fakültesinde tıbbi müdahale yapılmasında mükemmel bir mantık hatası yok mu?

İşin aslını merak ediyoruz ve birkaç önerimiz de var. Eğer basın bülteninde kurumunuzda yapılmamış araştırmaları yayınlıyorsanız, Nature dergisinin 2012 yılının bilimsel gelişmelerini özetleyen bir foto galerisi var, lütfen oraya bir göz atın ve daha yeni gelişmelere değinin. Yok, eğer TÜBİTAK'tan ayrılan araştırma bütçesini bu şekilde kullanıyor ve kendi araştırmalarınızı yayınlıyorsanız, 1960ar yetmez, 1950lere gidip çocuk felci aşısını tekrar keşfedin. Ülkemizin bilim bütçesinin kullanılması için tekerleğin icadına kadar giden uzun bir yol var.

Son olarak, son paragraftaki veryansına değinelim:
“Vücuttaki bir hücrenin bile bu tür bir ajanla zarar görmesi kanser gelişimi için yeterli olabiliyor. Bilimsel verilere göre akciğer kanserlerinin yüzde 90'ına sigara dumanı neden oluyor. Hükümetimizin uyguladığı politikalarla kapalı ortamlarda sigara kullanımı aşağı çekildi ancak insanlar evlerinde içiyorlar, bu engellenemiyor” diye konuştu. 
Kastedilen 'ajan', ingilizcedeki 'agent' kelimesi, (ki bu kelimenin Türkçe'deki anlamı burada etmen veya faktör olmalıdır) ve paragraftaki ifadenin garipliği, bu kelimenin anlamını taşımadan tercüme edilmesinden kaynaklanıyor.
Hükümetimizin insanların evlerinde sigara içimini engelleyemediği doğrudur. Engellemesini beklemek zaten yanlıştır. Herkes evinde istediğini yapabilir. Evinde küçük çocuğu olanlar bu bilinci alabilirlerdi, eğer 1970lerde üniversite okurlarken, 50 sene öncesinin bilimsel gelişmeleri yerine, güncel bilgileri öğrenselerdi (İbretlik son cümlenin ardından Olacak O Kadar müziği girsin).


5 yorum:

  1. Keske bir yerden gorup de okusalar dedirtti.

    YanıtlayınSil
  2. "Ajan" kelimesi mevcut tıp derslerinde ve kitaplarımızda da kullanılıyor. Doğrusu değil ama, bir tek bu tiplerin hatası da değil.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğimiz iyi oldu. Kötü bir tercümeymiş. teşekkürler!

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  4. "Küçük Emrah'a kötü haberi veren arkadaşı" modundaki başlıktan da anlaşılacağı üzere kötü haber, sizin de yazınızda bahsettiğiniz gibi gerektiği kadar çabuk yayılmıyor. Haberde kullanılanılacak sigara fotoğrafının bu denli fotojenik olmasını ise kabul etmek mümkün değil. DNA zincirine (Duble-Heliks) bastırılarak söndürülen izmarit şeklindeki bir ilüstrasyon daha uygun olurdu kanımca ve canımca...

    Akademik titrinden ve adından anlaşılacağı üzere ilim ve irfan sahibi Ali (bkz. Yüce) bey bizleri tabiri caiz ise "yılanın başı" konusunda bilgilendiriyor. Her ne kadar insanlar için ve özellikle de o güzel insanların DNA'ları için tehdit oluştursa da, sanaide kullanılabilinecek bu kimyasalları üretmek-madenlerden çıkarmak için aslında bu kadar uğraşmamıza gerek olmadığı haberini de bizlere verdiği için tamamen kötü bir haber değil bu... Herhangi bir kimyasala ihtiyaç duyduğumuzda içinde "binlerce" kimyasal bulunduran adeta maden-potporisi sigara imdadımıza yetişecektir.

    Son olarak sayın Ali İrfan Güzel bey'in tutunmakta olduğı anabilimdalını bırakmamasını ve bu müthiş keşifleri/buluşları bizlerle paylaşmaya devam etmesini canı gönülden niyaz ederim. NE MUTLU RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİLİYİM DİYENE!

    YanıtlayınSil